5 Mayıs 2013 Pazar

Cümleten Aşk Olsun..!



Cümleten Aşk Olsun..!
Tasavvufta şöyle güzel bir adet varmış:
Dervişin biri, yine bir dervişler topluluğu içerisine gelip, selam vererek oturduktan sonra, topluluk gelen dervişe
"Merhaba!!" yerine
"Aşk olsun!!" dermiş.
Derviş de "Aşkınız cemal olsun
Efendim!!" diye mukabele edermiş...
Bu sefer topluluk "Cemaliniz nur olsun!!"
Dediğinde, derviş "Nurunuz ayn olsun!!"
Dermiş ve böylece selamlaşma bitermiş.
Tasavvufta aşk o derece içselleştirilmiş, o derece özümsenmiş ki.Selamlaşma bile aşk üzerine kurulmuş...
Tasavvufta bütün diyalogların böyle kalbi incelikler içerisinde cereyan, Etmesi ne kadar hoş değil mi?
Bir de günümüzdeki selamlaşma diyaloglarını düşünün.
" - Nabers lan !!"
" - Selam moruk !!"
Tasavvuftaki aşk anlayışı, elbette "televole aşkı" bir aşk anlayışı değildir...
Günümüzde, bir çok temel kavramda olduğu gibi "aşk" kavramı da
"kavram kargaşası" içerisine sokularak, gerçek anlamından kopartılmış ve çok daha farklı anlamlarda kullanılır olmuştur.
Artık yaşanan bazı edepsizliklerin bile "aşk" olarak nitelendirildiği hepimizin malumudur.
Yine bahse konu yazıda;
Tasavvufta "Aşk nedir" diye sorulsa,
"Aşk, Maşukun rızasıdır" cevabının alınacağı kayıtlıdır...
Maşuk ise, hakiki aşkta elbette ALLAH'tır...
Düşünceler davranışları, davranışlar da düşünceleri etkiliyorsa; ve insan ki onun ruhi, fikri ve hatta bedeni yapısı böyle bir etkileşim sonucu şekilleniyorsa; Tasavvufun, hayatın her bir anını hiçbir boşluk bırakmadan neden çepeçevre kuşattığını çok daha iyi anlıyorsunuz.Velev ki, bu bir selamlaşma anı olsa bile.
 Boşluğa asla izin yok!
Size atılan "irtibatı koparmayalım" formatı dolayısıyla, siz artık bir pergelsiniz.Bir ayağınız olması gereken noktada sabit, diğer ayağınız yetmiş iki milleti dolaşmakta. Ama irtibatı koparmadan.Boşluk bırakmadan ....
Cumleten ask olsun!..

"Bir kadın hayattır aslında"



"Bir kadın çocuktur aslında"
Çocuk gibi davranmayı sever....
Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister.
Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını.
Ama her kadın çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister.
Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz,
ama asla onu bir Çocuk olarak görmeyeceksiniz.

"Bir kadın güçlüdür aslında"
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü her zaman ortaya koymasını sevmez.
İster ki Erkeğin gücü kendisine huzur versin.
Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile Erkeğin yapmasını bekler.
Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de
erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.
Ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.
Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.

"Bir kadın sevgilidir aslında"
İçinde her zaman sevgiyi taşır.
Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
Zor sever ama tam sever.
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için
yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir.
Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.
Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz.
Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz.
Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette.
Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acımak" duygusudur.

"Bir kadın yalnızdır aslında"
Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz.
Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez.
Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz.
Yalnızlık onun sığınağıdır.
O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.
Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

"Bir kadın bilgindir aslında"
Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur.
Ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkeğini bekler.
Hoyratça harcamaz yaratıcılığını sadece erkeğine saklar.
Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir.
Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.
"Bir kadın hayattır aslında"
Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
Yemek yemek, su içmek bile.
Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup
içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?
"Anlıyorsanız ne mutlu size.
Anlamıyorsanız, ne yazık ki yaşamıyorsunuz..."
Mehmet COŞKUNDENİZ

4 Mayıs 2013 Cumartesi


Türkiye’m Yüz Yaşında

Bir ulu çınar düşün, sapasağlam kökleri,


Ay yıldızlı bayrakla selamlamış gökleri, 


Devlet millet el ele her gün daha ileri,

İşte vatan, işte halk, işte devlet, işte güç,


Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç, 


Minareler yükselir, vatanımın bağrında, 


Damıtılmış ruhumuz ezanların nurunda, 


Nice koç yiğitler can vermişler uğrunda,

İşte iman, işte can, işte millet, işte güç, 


Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç,

Yalnız hakka eğilmiş, yalnız hakka el açmış, 


Muharebede cephe, barışda gül açmış, 


Sevgiye köprü olmuş, kardeşliğe yol açmış

İşte vatan, işte halk, işte devlet, işte güç, 


Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç,

En zayıf anda bile düşmanından yılmamış,


Direnmiş şer güçlere, asla teslim olmamış, 


Hep yeşermiş bu çınar yıkılmamış solmamış,

İşte iman, işte can, işte millet, işte güç, 


Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç

Coşkun Arslan