ilginç bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilginç bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2014 Cumartesi

ilginç bilgiler


*Sivrisinek kovucu spreyler sinekleri kovmuyor. Sizi gizliyor.Sivrisineğin alıcılarını bloke ederek sizin orada olduğunuz anlamamalarını sağlıyor...

* Taze kakao içinde bulunan sıvı kan plazması yerine kullanılabiliyor!!!

* Hiçbir kağıt parçası 7 defadan fazla ikiye katlanamaz!!

* Maymunlar her yıl uçak kazalarından daha fazla insanın ölmesine neden oluyor!!!

* Uyurken TV izlerken olduğundan daha fazla kalori harcarsınız!!

* Dişçiler diş fırçalarının tuvaletten en az iki metre uzakta tutulmasını tavsiye ediyorlar, sıçrama nedeniyle havaya karışan partiküllerden fırçanızın korunması için!!

* Meşe ağaçları elli yaşından önce palamut vermez.

* Üzerinde bar kodu bulunan ilk ürün Wrigley's marka sakızdı.

* Kupa papazı bıyıksız olan tek papazdır!!

* Boeing 747'nin kanatları uçakla uçmayı ilk başaran Wright Kardeşlerin uçtugu mesafeden daha uzundur.

* Amerikan Havayolları 1987 yılında first-class da sunulan salatalardan bir adet zeytin eksiltmek suretiyle 40.000 USD kar etmiştir.

* Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir!!

* Sabahları elma kahveden daha fazla uykunuzu açar!

* Evinizdeki toz parçacıklarının büyük çoğunluğu ölmüş deri dokusudur.

* Marlboro şirketinin ilk sahibi akciğer kanserinden öldü!

* Barbie'nin tam adı Barbara Millicent Roberts'dir.

* Michael Jordan bir yılda Malezya'daki Nike fabrikasında çalışan tüm işçilerin toplam gelirinden daha fazla gelir kaz! anmaktadır.

* Marilyn Monroe'nun altı adet ayak parmağı vardı!

* Walt Disney'in kendisi fareden korkardı!

* Inci sirkeye konulursa erir!!

* Inekler merdiven çıkabilir, ama inemezler!!

* Ördeklerin vak sesi yankı yapmaz, nedenini de kimse bilmez!!

 Ve.....

* Kaplumbağalar kıçlarından nefes alabilirler!!

29 Ağustos 2013 Perşembe

Seine Nehrinin Gizemli Kadını



20.yy’ın ilk döneminde, genç bir kadının ölümünden sonra yapılmış olan maskesi, Avrupa’da kapış kapış satılmaktaydı. “Inconnue de la Seine/Seine nehrinin gizemli kadını” olarak bilinen kadına ait olan ve garip bir şekilde gülümsediği betimlenen bu maskenin gösterdiği yüz, zamanın birçok edebiyat çalışmasına, yazarlara esin kaynağı olmuştu. 1920’li ve 1930’lu yıllarda, bu maskeye ve yüzüne gönderme yapan birçok ünlü yazar bulunuyordu.

Kadının bedeni, 1880’li yılların sonunda, Seine nehrinde, Louvre’a yakın köprülerin birinin altından çıkarılmıştı. Tecavüz belirtisi yoktu. İntihar ettiği kanısına varıldı. Saç biçiminden, Paris’in köylerinden olduğu düşünülmüştü. Belki yakındaki dükkanlarda çalışan biri, belki bir dilenciydi. Cesedi Paris morguna kaldırdılar. Kimlik teşhisi için, bugün Notre Dame’ın arka tarafına düşen morgda, belki birileri tanır diye halka teşhir ettiler. Kimse tanımadı.

Kadının ölü yüzü o kadar çekici gülümsüyordu ki, bir tıp öğrencisi yüzünün kalıbını çıkardı ve kadının maskesi yoğun bir talep ile karşılaştı.

Paris’te, Seine nehrinden ölülerin çıkarılması, şehrin günlük hayatında her zaman alışıldık bir yer kaplamış. Son bir yıl içerisinde nehirden 50 civarında ceset çıkarılmış, 146 kişi sağ salim kurtarılmış, 90 kişi intihara yeltenmiş, yaklaşık 70’i kurtarılmış. Nehir, insanları kendine çekiyor, Jeff Buckley’i de gecenin karanlığında Wholla Lotta Love eşliğinde çağıran, bir nehirdi.
Sanat ve Seine nehrinin güzeli

Edebiyat, 16 yaşında öldüğü düşünülen bu kadına yoğun ilgi gösterdi. Albert Camus, Seine nehrinin gizemli kadının gizemli gülüşünü Mona Lisa ile karşılaştırdı. Gizemli gülüş önce Fransız burjuvazisine, oradan Almanya’ya yayıldı, oturma odalarında, çalışma odalarında süs eşyası oldu.

Rainer Maria Rilke, Alman şair, heykeltraş Auguste Rodin’in özel sekreteri olarak çalışırken, heykeltraşın kalıp dükkanında maskeyi gördü. Yıl 1905’di ve şair kendi kendine mırıldandı: “Yalancı bir gülüşle, sanki biliyormuş gibi gülümseyen, morgda bir kenara atılmış güzel, genç bir kadının yüzü.” Daha sonra, Rainer Maria Rilke, Paris yıllarında yayınladığı tek romanı Die Aufzeichnungen des Malte Laurids Brigge/Malte Brigge’nin Notları’nda, ziyarete gittiği bir evin duvarındaki maskeden bahsederken, kendini suya bırakan bir güzelin yüzünden yapıldığını ve maskenin, her şeyin farkında gibi gülümsediğinden bahseder.

Die Aufzeichnungen des Malte Laurids Brigge/Malte Brigge’nin Notları buradan ücretsiz olarak indirilip okunabilir.

Seine nehrinin isimsiz kadınının edebi metinlerde ilk kez görülmesi, 1900 yılında İngiliz yazar Richard Le Gallienne’in The Worshipper Of The Image / Surete Tapan isimli novella’sında gerçekleşiyor. Bir şair, bir kadın maskesiyle birlikte kendini ormanda bir kulübeye kapar. Maskeyi yapan kişi Seine nehrine kendini atan genç kadına aşık olmuş kişidir aynı zamanda. Şairin tüm hayali maskenin dile gelmesidir. Olaylar -biraz korkunç biçimde- gelişir.

1934 yılında, Vladimir Nabokov, maskenin gizemli cazibesine kapılıp Almanca bir şiir yazmıştır: L’Inconnue de la Seine. Albert Camus, Seine nehrinin gizemli kadını için “Boğulmuş Mona Lisa gülüşü” diye yazmıştır. Clair Goll, “The Unknown Of The Seine/Seine Nehrinin Bilinmezi”nde, Paris sokaklarını arşınlayan bir resamın, Norte Dame yakınında bir dükkanda, ölü bir kadın maskesinin görünce, kalp krizi geçirip hayatını kaybetmesini anlatır. Maskede gördüğü yüz, uzun zamandır görmediği ve kayıp olan kendi kızıdır.

Maurice Blanchot, Seine nehrinin gizemli kadınının maskesindeki ifadesi için, “Rahatlamış bir gülümseme, o kadar dingin ki, bizleri kadının en mutlu anında öldüğüne inandırabilir” diye yazmıştır.

Louis-Ferdinand Céline, bir yayın için kendisinin fotoğrafını göndermesi istendiğinde, kendisi yerine, nehrin kadınının fotoğrafını çekip göndermişti. Bu tavrıyla, gizemli kadına selam duran büyük yazara ek olarak, heykeltıraş Giacometti de, yapıtlarının gizemli kadınla ilgili olduğunu belirtiyordu.

Sürrealistler de maskeye yakın ilgi gösterdiler. Man Ray, maskenin çeşitli fotoğrafarını çekti ve Louis Aragon’a, kitabı Aurelia’da kullanması için verdi. Aragon daha sonra, düşsel bir geziyi anlatan kitabı için, Seine nehrinin gizemli kadınıyla siyah beyaz bir oyun oynayan Man Ray’ın kitabı gerçekten “yazan” kişi olduğunu belirtmişti.

Modern zamanlarda, hala çeşitli sergiler, reklam çalışmaları ve sanat yapıtlarıyla ilgi görmekte olan nehrin bu gizemli kadını, insanlığın kendi düşlerinin küçük bir yansıması olarak gülümsemeye devam ediyor.